Eski, köhne yatağın içinde döndü. Hava hala çok karanlıktı ve gözünü açtığında, ışık zayıflamış algısı ile oynuyor, asılı kabanını bir ayıya, sallana perdeyi bir insanın nefes alışına benzetiyordu. Gözlerini açmaktan vazgeçti. Artık, bu yaşında ve hayatının bu aşamasında, evinin içinde bir tehlike olmayacağını, olsa bile yattığı yerden bir şey yapamayacağını iyi biliyordu. Sabah güneşi, uzakta, bir dağın ardında doğmaya başladığında, ufak köy evinin yatak odasındaki yanmayan, uzun zamandır yanmayan soba, baktıkça odayı soğutuyordu sanki. Üst üste iki yorgan, kat kat giyim, hala ahşap çatıdan ve cam kenarından giren soğuk havaya karşı onu koruyamıyordu ve bu hal, kendi ısısından başka hiç bir şeye sığınamayacak olması, garip bir tatmin veriyor, yalnızlığının anlamlı, somut bir heykeli haline geliyordu. Soğuk, üşümüş bir heykel. Bir süre daha bakındı, odanın artık alıştığı için sıradanlaşan dökük boyalarına, plastik boyaların altından çıkan eski renklere baktı. Her b...
Para ile Sevişmenin Ahlaki Üstünlüğü Üçüncü Gün Artık üçüncü günün öğleden sonrası olmuştu ve sanki, tüm camları açmama rağmen, her şey ama her şey insan, sigara, ter, yemek ve bozulmuş et kokuyor gibiydi. Karşımdaki koltuğun üstünde değil, önünde, halının üstünde, koltuğa yaslanmış, benim eski bir tişörtümü giymiş oturuyordu ve yere koyduğu tabletten bir video izliyordu. Tişörtüm, onun küçük bedenine o kadar büyük geliyordu ki, altında bir külodu olmadığı halde, bacakları ve dizleri tamamen örtüldüğü için, hiç bir yeri görünmüyordu. Ama büyük memeleri, biraz da eğilmiş olduğu için sarkmış gibi, iyice göbeğine yaslanmıştı ve tişörtün altından neredeyse çıplaktı ve bütün detayları ile görünüyordu. Sağ memesinin ucu kolunun hemen yanında duruyor, diğer ise hareket ettirdiği ve videolar arasında gezindiği eline çarpıp, bir sağa, bir sola sallanıyordu. İlk gördüğüm gün hayran olduğum kızıl saçları, ormanda kaybolmuş bir koyunun kırpık kırpık tüyleri ...