Eski, köhne yatağın içinde döndü. Hava hala çok karanlıktı ve gözünü açtığında, ışık zayıflamış algısı ile oynuyor, asılı kabanını bir ayıya, sallana perdeyi bir insanın nefes alışına benzetiyordu. Gözlerini açmaktan vazgeçti. Artık, bu yaşında ve hayatının bu aşamasında, evinin içinde bir tehlike olmayacağını, olsa bile yattığı yerden bir şey yapamayacağını iyi biliyordu. Sabah güneşi, uzakta, bir dağın ardında doğmaya başladığında, ufak köy evinin yatak odasındaki yanmayan, uzun zamandır yanmayan soba, baktıkça odayı soğutuyordu sanki. Üst üste iki yorgan, kat kat giyim, hala ahşap çatıdan ve cam kenarından giren soğuk havaya karşı onu koruyamıyordu ve bu hal, kendi ısısından başka hiç bir şeye sığınamayacak olması, garip bir tatmin veriyor, yalnızlığının anlamlı, somut bir heykeli haline geliyordu. Soğuk, üşümüş bir heykel. Bir süre daha bakındı, odanın artık alıştığı için sıradanlaşan dökük boyalarına, plastik boyaların altından çıkan eski renklere baktı. Her b...
-- Günlük / Öyküler / Denemeler --