Ana içeriğe atla

Ülkenin Altındaki Yatır

uzun zamandır işlediğim ve sonunda ispatı için gerekli tez çalışmalarına başlayacağım teorim. ama ekşi sözlük ahalisi yakınım olduğundan, bu ilmi, irfanı önce sizlerle paylaşayım istedim. ölmeden önce benden faydalanın (ilim anlamında!)

malum dünyada bir sürü ideoloji var. insan ırkı, kedilerin patilerini yalayıp mırıldadığı geçtiğimiz 67 milyon yıl boyunca durmamış birbirini kesmek, iktidarı ele geçirmek, farklı yöntemler ile tatmin olmak, abisini karısını atlayabilmek için ideoloji uydurmuş. nedir, bunların içinde buna inanarak yapan yoktur demiyorum, vardır da.

bu ideolojiler tüm dünyada taraftarlarınca yazılmış, düşünülmüş, tutarlı hale getirilmiş (faşolar hariç) ve başkalarına anlatılmış ve mutlu bir dünya için yegane, biricik çare olduğuna inanarak yayılmıştır. (faşolar hariç, hitlerin sert ekibinden o kadar çok gay çıktı ki , pornosunu yapa yapa bitiremediler)

ancak bizim güzide memleketimize gelince iş aniden değişmektedir. misal, sosyalizm, komünizm. işçi sorunlarıydı, çalışanların haklarıydı derken memleket kurmuş ideoloji. hala sağı solu titretiyor. hala kızı sosyal demokrasi avrupa'da yürüyüp gidiyor. bir işçi partisi ingiltereye başbakan çıkartıyor.

gelelim memlekete. bizde de işçi partisi var. ama lideri önce ayrıcılıkçı liderler ile fotoğraf çektiriyor, bölük denetliyor, pat bakıyorsun arkasından ulusçu, faşist söylemleri olan bir örgütün liderliğinden içeride yatıyor. abi ne oldu ya? bi dur, hani sosyal demokrasi, halkların kardeşliği, emekçi birliği falan ne oldu ? ben anlayana kadar gittin..

diyelim ki islamcı ideoloji. seversin sevmezsin, dünyayı titretmiş, imparatorluklara esin kaynağı olmuş, taş gibi altyapısı olan ideoloji. dünyayı hala bölüyor, dehşet salan örgütler, alimler çıkartıyor. üniversiteleri, hocaları, kitapları var. binlerce yazarı var. cahili ile alimi ile tüm dünyanın takip ettiği kendi içinde tutarlı, bir hayat modeli sunan düşünce sistemi.

gel memlekete, en geniş tabanlı islamcı siyaset msp,rp saadet partisi çizgisinde yapılıyor. rp/dyp koalisyonu dönemindeki tutarsızlıkları ve şebekliklerin altını hiç çizmeyeceğim. ama içlerinden çıkan ve bugün de iktidar olan parti herkese takiyye yapıyor. islamcı tabana dönüp "bi dur, allah'ın adını verdim, bak süper gidiyor.. bırak şimdi türban mürban, dur bi.." derken, diğer tarafa da dönüp "baba yeminlen yok benim öyle kötü niyetlerim,bi demokrasi olsun, bi laiklik olsun, bunlar çok güzel şeyler.." diye yemin veriyor. en paylaşımcı sistem üç günde en kapitalist, en çıkarcı, en oportünist bünyeye dönüşüyor.

bitti mi? bitmedi. bir de en harbi delikanlı olması gereken, çünkü röntgensiz ne istediği belli olan kapitalistler var. kapitalistin olayı "kroyum ama para bende" değil mi özet olarak? evet. ama bizim kapitalistler öyle değil. bizimkilerin hepsi sosyal demokrat.. hiç birinin bir kuruş parada gözü yok. ne istiyorlar, ne yapıyorlarsa halk için vatan için yapıyorlar. iktidara karşı mı çıkıyor, halk için. yeni hükumeti mi destekliyor? vatan için. ahmet kaya yurt dışına kaçarken bütün gazeteler "allah belanı verecek!" diye bağırıyor mu vatanın bölünmez bütünlüğü adına? evet! adam ölüp toprak olunca "bir ahmet kaya geçti ki, breh breh breh.." diye türkü yakıyor mu ülkenin sanatına sahip çıkmak için? evet.. işte hepsi vatan için. darbe yapılacağından durumdan aslan gibi görev çıkartmak, kapitalistte, darbeyi yiyenler iktidar olunca full destek çakmak kimde? o da onda..

ey sözlük halkı. gördüğünüz gibi ilmimle üç aşağı beş yukarı tüm ideolojileri anlattım, faşolar hariç. onlarda bir değişiklik olmuyor. ama diğerleri memlekete girince yamuluyor. ülkeyi bölmek için 30.000 kişinin ölümüne sebep olmuş adam gözlerin içine baka baka "yeminlen kötü niyetim yoktu, bir arkadaşa bakıp çıkacaktım" demedi mi? dedi.

teorim şu: memleketin altına yatır var. ideoloji, fikir, duruş namına ne varsa, ülkeye girince çarpılıp yamuluyor. lunaparklardaki yamultan aynalar gibi oluyor. bu yüzden bizde sürünüyoruz.

seçim sathına girdiğimiz şu mübarek günlerde aklı karışan halkımı uyarmaktan büyük gurur duyarım.

faşolar hariç.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Thassos

Thassos Adası, Kavala'nın açığında bulunan, belki Gökçeada büyüklüğünde güzel bir turizm bölgesi. Ulaşımı Kavala'dan yada Keramoti'den yapılabiliyor. Alexandroupoli'den yaklaşık 150 KM uzaklıkta. Güzel bir otoyol ile ulaşılıyor. Ancak Alexandroupoli/Dedeağaç ile Keramoti arasında çok az akaryakıt istasyonu var. Bu yüzden tedarikli yola çıkmak lazım. Adaya araçla ulaşım Keramoti üzerinden. Esas olarak ada, bu beldeye daha yakın. Kavala'dan yapılacak feribot seyahati daha uzun sürüyormuş. Otoyolda ilk "Feribot" talebasını takip ederek gidilebiliyor. Feribota ulaşmak için zaman zaman tabelalar ortadan kaybolduğundan, Havalaanı tabelasını takip etmek lazım. Son anda başka bir tabela ile yön bulunuyor. Tabelalarda latin alfabesi ile yazılanlar birbirini tutmadığından hayat çok zorlaşabiliyor. Chistopoli yada Hristopoli yazılabiliyor. Aynı gerekçe ile navigasyona da pek güvenmemek lazım. Aynı isme sahip bir çok şehir, bölge var. Rızkının Peşinde Bir Ma...

Alexandroupoli

Alexandroupoli, bizim bildiğimiz adı ile "Dedeağaç", Türkiye'ye son derece yakın bir sahil kasabası. Büyük değil, ama turizm açısından, sınırın Türkiye tarafından kalan bölgelere göre çok daha gelişmiş. Türkiye'den girilen otobandan çıktıktan sonra denize doğru gidince otellere ve yemek yenilebilecek yerlere ulaşılıyor. Bir gün kaldığım için çok fazla inceleyemedim ama her bütçeye göre otel ve lokanta var. Kapıdan girince otellerin verdikleri fiyatlar ile internet üzerinden alınan fiyatlar birbirinden çok farklı. Bu yüzden http://www.hotels.com yada http://www.booking.com gibi adresler uzerinden rezervasyon yapılmasını tavsiye ederim. Üstelik başka ziyaretçilerin yorumlarını da okumak mümkün. Otel fiyatları 50 EU ile 140 EU arasında değişiyor. Şu anda yüksek sezon olmasına rağmen, bize 140 EU'ya kendi havuzu olan bir oda önerdiler. Kalmadık o ayrı... Şehir merkezinde "club"lar, kafeteryalar ve lokantalar yanyana. Otel olarak Thraki oteli tercih ...

Karatay Diyeti ile 2 Ay

En çok 115 Kg oldum. Bundan 8 sene kadar önceydi. Dünyalara sığmıyordum. Sonra hızla, galiba bir yılda 105 kg civarına indim ve orada kaldım.  Son 3 yılım, "Artık kilo vermem lazım, bu şekilde devam edemem" diyerek geçti. Uyumak zor, uyanmak zor, nefes almak zor, ayakkabı giymek zor, merdiven çıkmak zor.  Her sene birşeyler denedim, tatlıyı azalttım, sık sık yedim, kırmızı et yemedim, her sabah erken kalkıp koştum. 2010 başında 103 kg olarak başladığım bu yolculukta günlerce aç kalma pahasına verdiğim mücadele beni sadece 1 kg yukarı yada aşağı götürdü. Tüm bu diyet/spor mücadelesinde müthiş mutsuz, aç, güçsüz bir insan olarak hissettim kendimi. İki ay önce "Artık yeter" dediğimde Karatay Diyeti kitabını okudum. Neredeyse son çare olarak uyguladım. Ancak kesin ve net bir uygulamanın dışına çıkmadım. İstisna olmadı. Tam olarak uygulamam aşağıdaki gibi oldu: Sabah erken saatlerde, 06:30 - 07:30 arasında 25 dk koşu ve destekleyici egzersiz. Yumurta...